Göz göze geliyoruz.
Bakıyorum.
Bakmak istiyorum.
Bir an daha kalsam
bir şey olacak.
Olmasın diye
ilk ben çekiyorum gözlerimi.
Kırılmasın diye
kendimi eksiltiyorum.
Sonra gün devam ediyor.
Kimse fark etmiyor.
O konuşuyor,
ben dinliyorum.
Gülümsüyor.
Ben içimde
susuyorum.
Aramızda
hiçbir şey yok.
Ama her şey
orada duruyor.
Bakmadığım yerde.
Ve ben
her seferinde
aynı yerden geçiyorum:
olmamış bir şeyin
en ağır yerinden.
Gece oluyor.
O eve gidiyor.
Ben
aynı bakışta kalıyorum.
Uykuya yatıyorum
gözlerimi kapatınca
ilk gördüğüm şey
yine o.
Sabah uyanıyorum,
hiçbir şey olmamış gibi.
Ama içimde
olmamış bir şey
bütün gün
ağır ağır yürüyor.
