Sustum ulan Metin…
Çünkü konuşmak çoğaldıkça
anlam azaldı etrafımda.
Herkes bir şey söylüyor,
kimse kimseyi duymuyordu.
Ben de kelimelerimi
sesin kalabalığından çekip aldım.
Yutkundum.
Konuşacakken susmak
garip bir acı bıraktı dilimde.
Sanki doğru cümle,
yanlış bir zamana denk gelmişti.
Ne söylesem
fazla olacaktı ya da eksik…
Ben de sustum.
Kalabalıkların ortasında
tek başına yürümeyi öğrendim.
Yanımdan geçen yüzleri tanımadan,
kimseye içimi göstermeden…
Bir bakış bile yoruyor bazen insanı,
sen bilirsin Metin.
Koş diyordu herkes—
“Gençsin, hız gerek,
yarın geç olur.”
Ben içimdeki yorgunluğu
hiçbir takvimin hızlandıramayacağını anladım.
Düşündüm:
Alkış mı insanı büyütür,
yoksa bir kişinin sessizce
anladım demesi mi?
Bir kişi yeterdi bana Metin.
Ama onu da bulamadım çoğu zaman.
Yazdım…
Çünkü suskunluk birikti içimde,
taştı.
Sonra baktım;
yazmak da sustu bazen.
Harfler bile yoruluyor insanın yükünü taşımaktan.
Kelimelerin de beli ağrıyor.
O yüzden bazen
defteri kapattım.
Sayfalar karardı önümde,
ben içimde daha çok açıldım.
Kimseye yaslanmadım Metin.
Yaslanacak bir omuz aradığım da oldu,
ama borçlu durmak bana göre değildi.
Ayakta kalmak dedikleri
çoğu zaman tek başına kirpi gibi yaşamakmış.
Bunu da öğrendim.
Yanıldım.
Sevdiklerimden yaralandım.
Sevmediklerimi sevmeye zorladım kendimi.
Olmadı.
İnsan kalbi emir almıyor Metin.
Bir şeyleri değiştirmeye gücüm yetmedi belki,
ama kendimi yamultmadım.
Dik durmak
bazen koca dünyaya karşı
ince bir ipte yürümek gibi.
Düştüğüm oldu.
Ama kalktım;
çünkü yerde kalınca
kimse gelmiyor Metin,
bunu da gördüm.
Artık bağırmıyorum.
Bağırmak kolay,
susmak ağır iştir.
İsyanı cebimde taşıyorum,
dışarı çıkarmıyorum ki
kirlenmesin.
Ve en çok da şunu öğrendim:
Herkes konuşurken
susabilmek cesarettir Metin.
Çünkü bazı gerçekler
yüksek sesle söylenince
kendi gücünü yitirir.
Şimdi bakıyorum kendime…
Eksik miyim?
Evet.
Yorgun muyum?
Çok.
Ama hâlâ buradayım.
Ne alkışa yazıyorum artık
ne övgüye…
Sadece
kendimi kaybetmemek için yazıyorum.
Ve bazen gecenin içinde
kendi adıma fısıldıyorum:
Sustum ulan Metin…
Çünkü bazı sözler
ancak içte yankı bulabiliyor.
Bazı yaralar
konuşarak değil,
bekleyerek iyileşiyor.
Ve bazı insanlar…
susarak hayatta kalıyor.
