Sükûtun Eşiğinde Bir Gönül

Published on

in

Yine geldi pencere önüne ol dil-i pür-derd ü gam,

Düştü üzerine şâmın gölgesi gibi bir mâtem-i adem.

Dışarıda devr-i zamân akıp giderdi çağıl çağıl,

O ise durdu, bir sükût oldu, bir nefes oldu, bir elem.

Elini sürdü o billûr cama, leke tutmadı ânı bile,

Zira ömrünün izleri, rüzgârın yittiği ufukta silinir misâl böyle.

Nice vakittir ki hatırâsı ne insanda durur,

Ne günün defterinde…

Hâli müsvedde-i ömür, kelâmı kimsesiz bir mektûb-i müphem.

Göz ucuyla seyreyledi şehrin cûş u hurûşunu,

Her adımda bir telaş, her nefeste bir hicran gördü.

Lâkin o, kalabalığın değil; kendi sükûtunun eşiğinde durdu.

İçinde bir çöl esintisi vardı,

Her esişinde bir anıyı savurur,

Her savruluşunda gönlünde bir gedik açardı.

Düşünce âlemi, zülmet-i dehlîz içinde bir hâneydi ona,

Her köşesinde bir yarım dua, bir eksik vuslat,

Bir kırık hatıra dururdu.

Ne zaman iç âlemine yönelse,

Gecenin mürekkebiyle yazılmış bir hüzün çıkar karşısına.

Dışarıdaki avâz-ı halk sustu bir anda,

Lâkin içinin sedâsı,

Sanki kurumuş bir pınarın son çağlayanı gibi

Yavaş, derin, ürpertici duyuldu.

Nefsi ona şöyle dedi:

“Ey gamzede yâdigâr!

Firâr eylediğin yollar sensin.

Sığındığın sessizlik sensin.

Kendinden kaçan âşık, aşkı hangi diyarda bulur?”

O vakit anladı ki,

Sükût bir ceza değilmiş,

Bazen en kadîm bir dua,

Bazen en sahih bir ayna imiş.

Zira ağızdan dökülmeyen kelâm,

Gönlün ehrengiz semâsında yükselen bir münâcat olur.

Başını kaldırdı fecre doğru,

Göğün rengi solgundu;

Geceyle gündüz arasında asılı kalmış bir ruh gibi.

Fecrin aydınlığı da ona derman olmadı,

Zira karanlık dışarıda değil,

Kendi gönlünün derûnunda saklıydı.

Bir hayal geçti gözlerinin önünden:

Ömrünü yazsa bir mürekkep olsa gözyaşı,

Bir kâğıt olsa iç çekişi,

Yine de bitmezdi hicrânın uzun hikâyesi.

O kadar derin, o kadar suskun bir yük taşıyordu ki,

Dağ olsaydı yamaç çökerdi,

Deniz olsaydı dalga dinerdi.

Camın ardındaki dünyanın akisleri ona değmeden akardı,

Zira o, dünyaya değil kendine yabancıydı.

Ne bir çehre beklerdi,

Ne bir ses,

Ne de bir vuslat ümidi.

Tek yaptığı,

Gönlünün iç kapılarını yavaşça aralayıp

Sessizliğin eşiğinde diz çökmekti.

Ve nihayet bir sır perdesi açılır gibi oldu:

Sessizliği bağlayan zincir,

Camda değilmiş;

Kendi kalbinde imiş.

İnsan en ziyade

Kendi yankısından ürkermiş,

Kendi hakikatine çarptığında

Yerle yeksan olurmuş.

Sonra yavaşça geri çekildi pencereden,

Ama sessizlik onu bırakmadı;

Gölgesi gibi peşinden geldi.

O da anladı ki:

Bu sükût,

Bir akşam vakti gelip geçen bir heyûla değil;

Gönlünün tahtında oturan

Derin bir misafir imiş.

“Sükûtun Eşiğinde Bir Gönül” için 2 cevap

  1. Kayra Avatar

    Kalemine, kelamına sağlık

    Liked by 1 kişi

    1. Kalem İzi Avatar

      Teşekkür ederim. Değerli arkadaşım☺️

      Beğen


Hey!

Hey there, fellow Robloxian! Whether you’re here to discover hidden gem games, level up your building skills, or just stay in the loop with the latest events, you’re in the right place. This blog is all about sharing the coolest things in the Roblox universe—from developer tips to epic game reviews. So grab your Bloxy Cola, hit that follow button, and let’s explore the world of Roblox together! 🚀


Join the Club

Stay updated with our latest tips and other news by joining our newsletter.