Yıllar sonra seni gördüğüm o gün, içimde sakladığım bütün kelimeler yerinden kıpırdadı.
Ama hiçbirini söyleyemedim.
Çünkü bilirsin; bazı sözler ağızdan çıkınca küçülür,
bazı aşklar ise ancak gizlendiğinde büyür.
Benimki öyleydi.
Yıllarca susarak büyüttüm seni içimde.
Kalabalığın içinde gözlerin bana değdi.
O an zaman durdu,
tıpkı ilk gördüğümde olduğu gibi.
Saatim, kırık bir ayna gibi sessizliğe gömüldü.
Her saniye sana bakıyordu,
ama hiçbirini sana anlatamıyordu.
Sen…
hiç açılmamış bir mektup gibiydin benim için.
Zarfın üzerinde adın,
içinde yüzlerce satır.
Ama ben o mektubu hiçbir postaneye bırakmadım.
Kendime sakladım,
çünkü sana ulaştığında paramparça olacağını biliyordum.
Adımların vardı,
bir bana yaklaşan,
bir benden uzaklaşan.
Ne tam geldin, ne tam gittin.
Hep o aralıkta kaldın.
Ben de kaldım.
Bir şehrin dar sokaklarında sıkışıp kalmış iki gölge gibi.
Cebimde taşıdığım eski saat…
O gün bir kez daha kırıldı.
İlk gördüğümde durmuştu,
ama seninle göz göze geldiğimde çatladı.
Çünkü içinde sakladığım onca kelime,
o küçücük camın ağırlığına sığmadı.
Ben seni hiç söylemeden sevdim.
Gözlerinin yanından geçerken içimde çığlık çığlığa,
dudaklarımda ölüm sessizliğiyle sevdim.
Her bakışında biraz daha çoğaldım,
her susuşumda biraz daha eksildim.
Biliyor musun,
bazı akşamlar odanın karanlığına bakıp
kendime “neden söylemedin?” diye fısıldıyorum.
Cevap hep aynı çıkıyor:
“Çünkü söyleyince bitecekti.”
Bazen sevmek, kavuşmak değildir.
Bazen sevmek, saklamaktır.
Ben de seni sakladım.
Şehrin sokak lambaları gibi sevdim seni.
Herkese ışık saçan ama kimsenin dönüp bakmadığı…
Yalnız başına yanıp tükenen o sarı ışık gibi.
Benim bütün gecelerimi aydınlattın,
ama sen, ışığın kaynağını hiç görmedin.
Ve bil ki,
ben seni en çok sustuğum yerlerde büyüttüm.
Bir kahve telvesinde,
bir yağmur damlasında,
bir şarkının unutulmuş nakaratında…
Her şey bana seni hatırlattı.
Ama ben hiçbir şey söylemedim.
O gün, seni yeniden gördüğümde anladım:
Bazı karşılaşmalar kavuşma değildir.
Bazı bakışlar,
ayrılığın yeniden yazılmasıdır.
Ve bazı aşklar…
hiç söylenmese bile ömür boyu sürer.
Ve ben,
aşkı en çok susarken öğrendim.

