Bugün,
bir pencere daha kapandı içimde.
Ses etmedim.
Toz kalkmasın diye
içimden yürüdüm kendime.
Bir ara
sokaktan geçen rüzgârda
senin adını sandım.
Ama hava serindi,
biraz da eski.
Biliyor musun,
ben bazen takvimlere değil
kararan çaylara bakıyorum zaman için.
Bir çayın demi ne kadar uzunsa,
o kadar eksilmiştir biri içimde.
Sana söylemedim,
ama bazı sabahlar
ayakkabılarımı giymiyorum,
çünkü hiçbir yere gitmeyeceğimi
biliyorum.
Yine de,
bir kapı aralığında
gözümden geçen yollar var hâlâ.
Senin ayak izine benzer.
Ama sen değilsin.
Hiçbir zaman sen değilsin.
Ve bu yüzden
güzel bir şey olacak gibi hissettiğimde
elimi ceplerime sokuyorum.
Orada,
hiç gönderilmemiş bir mektup var.
Sana değil.
Ama
sen gibi birine.
